3.4. Stratejik Düşünme ve Planlama
Şans Diye Bir Şey Yoktur: Hayatının Kontrolünü Ele Geçirmeni Sağlayacak 4 Şaşırtıcı Strateji
Bazı insanların neden hep “şanslı” göründüğünü hiç merak ettin mi? Ya da günümüz dünyasının sunduğu sayısız seçenek arasında kaybolmuş, bir “fırsat bataklığında” boğuluyormuş gibi hissettiğin oldu mu? Eğer bu sorular sana tanıdık geliyorsa, yalnız değilsin. Asıl mesele, şans faktörünü ortadan kaldıran ve geleceği bilinçli bir şekilde inşa etmeni sağlayan bir “süper gücün” varlığından haberdar olmaman olabilir: Stratejik düşünme. Bu yazıda, ders kitaplarında bulamayacağın, hayatın kurallarını değiştirecek şaşırtıcı ama bir o kadar da etkili stratejik düşünme sırlarını paylaşacağım.
——————————————————————————–
1. Fırsat Kollama Devri Bitti: Kendi Fırsatını Yaratma Zamanı
Stratejik düşünmenin en temel zihniyet değişimi, beklemek yerine yaratmaktır. Eskiden fırsatlar nadirdi ve onları yakalamak önemliydi. Ancak günümüz dünyası tamamen farklı.
“Fırsat Bataklığı” kavramı, günümüz dünyasında seçeneklerin ne kadar bunaltıcı hale geldiğini mükemmel bir şekilde özetler. Eskiden hayatımızda nadir gelen ve doğru değerlendirildiğinde geleceğimizi kurtaran fırsatları kollardık. Şimdi ise internete girdiğimiz anda Google’ın bize sunduğu eğitim, iş, para kazanma olanakları gibi sayısız seçenekle karşılaşıyoruz. Bu durum, bir “fırsat yığını” veya “fırsat bataklığı” yarattı.
Bu bunalmışlık hissinin evrimsel bir nedeni var. Beynimiz, fırsatların nadir olduğu 150 kişilik kabilelerde hayatta kalmak üzere programlanmış durumda. Oysa bugün, 3.5 milyar insanın içerik ürettiği bir internet dünyasında yaşıyoruz. Yani beynin bozuk değil; sadece eski bir yazılımla yeni bir dünyada çalışmaya çalışıyor. Bu kadar çok seçenek arasında hangi yöne gideceğimizi şaşırmamız ve enerjimizin bölünmesi kaçınılmaz hale geldi. İşte stratejik düşünme, bu bataklıktan çıkıp kendi yol haritanı çizebilmektir.
Bu zihniyet farkını Tepkisel Ahmet ile Stratejik Zeynep adında iki öğrenci profili üzerinden inceleyelim:
• Tepkisel (Reaktif) Ahmet: Sınava altı ay kala paniğe kapılır. Önüne hangi deneme çıkarsa onu çözer, bir dersten düşük alınca tüm haftasını sadece o derse ayırıp diğerlerini ihmal eder. Ahmet, olaylara anlık tepkiler verir ve sürekli yorgun hisseder.
• Stratejik (Proaktif) Zeynep: Sınava bir yıl kala hedefini belirler. Sadece ders çalışmaz; “büyük resmi görerek” hangi dersten kaç nete ihtiyacı olduğunu bilir. Matematikte zorlanacağını önceden öngörür ve bu açığı kapatmak için şimdiden bir plan yapar.
Zeynep’in başarısı şans değil, geleceği öngörüp ona göre bilinçli adımlar atma yeteneğidir. Dahası, bu proaktif yaklaşım belirsizliğin yarattığı sınav kaygısının da panzehiridir; çünkü Zeynep geleceği kontrol edilebilir adımlara bölerek bir güvence hissi yaratır.
Kısacası stratejik düşünmek, rüzgarın esmesini beklemek yerine kendi yelkenini açmaktır. Fırsatların peşinden koşmak yerine, kendi hedeflerin doğrultusunda kendi fırsatlarını yaratmaktır.
——————————————————————————–
2. En İyi Stratejinin Gizli Malzemesi: İyi Bir Düşman
İyi bir stratejinin, savaşacak bir “düşmana” ihtiyaç duyduğu fikri ilk başta kulağa oldukça garip gelebilir. Genellikle stratejiyi rakiplere karşı geliştiririz, peki ya en büyük rakibimiz ve dolayısıyla en büyük düşmanımız kendimizsek?
Asıl düşmanı tanımladığımızda, bunun genellikle dışarıdaki rakipler veya zorluklar olmadığını görürüz. En büyük düşman içimizdedir. Stratejik planlarımızı sabote eden en tehlikeli güçler şunlardır:
• Konfor alanı: Bizi olduğumuz yerde tutan, gelişmemizi engelleyen sahte bir güvenlik hissi.
• Rahatlık: Zorluklardan kaçma ve kolayı seçme eğilimi.
• Erteleme alışkanlığı: Yapılması gereken önemli işleri sürekli sonraya bırakma hali.
Bu içsel düşmanın gücünü şu söz mükemmel bir şekilde özetliyor:
Düşman istersen rahatlık yeter abi. Olduğun halde kalmak yeter.
Stratejik bir plan yapmak, aslında bu içsel düşmana karşı bilinçli bir savaş ilanıdır. Belirlediğin hedefe doğru attığın her küçük adım, konfor alanına, rahatlığa ve ertelemeye karşı kazanılmış bir zaferdir. Gerçek strateji, kendini yenme sanatıdır.
——————————————————————————–
3. Gelecekten Geriye Sar: Hedeflerine Ulaşmanın En Mantıklı Yolu
Büyük ve ulaşılmaz görünen hedefler, genellikle bizi başlamadan yorar. Peki ya bu devasa hedefleri basit ve yönetilebilir adımlara bölmenin çok etkili bir yolu olduğunu söylesem? Bu yöntemin adı “Tersine Mühendislik” veya “Geriye Doğru Planlama”.
Bu yöntem, nihai hedeften başlayarak bugüne doğru adım adım bir yol haritası oluşturmayı içerir. Bu sayede, “bugün ne yapmalıyım?” sorusunun cevabı, en büyük hayalinle doğrudan bağlantılı hale gelir.
Gelin, bu yöntemi Elif’in Tıp Fakültesi Hedefi üzerinden somutlaştıralım:
1. Nihai Hedef: 2 yıl sonra X Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazanmak.
2. Geri Adım 1 (YKS Günü): Bu fakülte için gereken tahmini TYT ve AYT netleri (Örn: TYT 100 net, AYT 75 net).
3. Geri Adım 2 (1 Yıl Sonrası): Bu hedefe ulaşmak için 1 yıl sonraki denemelerde ulaşılması gereken net seviyesi (Örn: TYT 80 net, AYT 60 net).
4. Geri Adım 3 (6 Ay Sonrası): Bu 6 ay içinde bitirilmesi gereken konular (Örn: Tüm 11. Sınıf konularını eksiksiz bitirmek).
5. Geri Adım 4 (Bu Ay): Bu ay odaklanılması gereken spesifik dersler (Örn: 11. Sınıf Kimya ve Biyoloji konularını bitirmek).
6. Geri Adım 5 (Bu Hafta): Bu hafta yapılması gereken somut eylemler (Örn: Haftalık plana TYT Matematik tekrarı ve 11. Sınıf Fen konularından soru çözüm blokları eklemek).
Bu teknik, “Tıp Fakültesi kazanmak” gibi ezici bir hedefi, “bu hafta ne yapmalıyım?” sorusu kadar basit ve yönetilebilir adımlara indirger. Büyük hayallerini, günlük eylemlerine dönüştürür.
——————————————————————————–
4. Motivasyon Bir Sonuçtur, Başlangıç Değil
Ders çalışmak veya önemli bir işe başlamak için motivasyonun “gelmesini” beklemek, gençlerin en sık düştüğü tuzaklardan biridir. Bu pasif bekleyiş genellikle sonuçsuz kalır. Gerçek formül ise tam tersi şekilde işler.
Yaygın yanılgı, bir işi yapmak için önce kendimizi motive hissetmemiz gerektiğine inanmamızdır. Ancak gerçekte motivasyon, eylemin bir nedeni değil, sonucudur.
Asıl döngü şöyledir: “Eylem, motivasyonu tetikler; motivasyon, eylemi değil.” Bu döngüyü harekete geçiren adımlar ise şunlardır:
• Minimum Eylem: İstemesen bile, ertelediğin işe sadece 5 dakikalığına başla.
• Görünür İlerleme: O 5 dakikada çözdüğün bir soruyu veya yazdığın bir paragrafı gör. Plandaki o küçük kutucuğu işaretle.
• Başarı Hissi: Beynin, bu küçük de olsa tamamlanmış görevi bir başarı olarak algılar ve seni ödüllendirir.
• Artan Motivasyon: İşte bu küçük başarı hissi, bir sonraki adımı atmak için gereken yakıtı, yani motivasyonu sağlar.
Ertelemeyi yenmek için “5 Dakika Kuralı”nı kullanabilirsin. Kendine, ertelediğin o sıkıcı işe sadece 5 dakikalığına başlama sözü ver. Bu “5 Dakika Kuralı”, 2. bölümde bahsettiğimiz o en büyük düşmana, yani rahatlığa ve erteleme alışkanlığına karşı ilan ettiğin savaşta kullanacağın en etkili silahtır. Başlangıçtaki o büyük direnci kırmak için inanılmaz derecede güçlüdür ve genellikle 5 dakika sonra devam etme isteği kendiliğinden gelir.
——————————————————————————–
Sonuç
Bu yazıda paylaşılan stratejiler, sadece dersler veya sınavlar için değil, hayatının tamamı için birer yol haritasıdır. Stratejik düşünmek, hayatının şoför koltuğuna geçmek, rüzgara göre değil, kendi çizdiğin rotaya göre ilerlemektir. Bu, “kendi hayatının CEO’su olmak” demektir. Unutma, strateji bir lüks değil, bir zorunluluktur. Çünkü kendi planını yapmazsan, farkında olmadan bir başkasının planının parçası olursun. Geleceği tahmin edemezsin ama onu inşa edebilirsin.
Peki, sen kendi geleceğinin mimarı olmak için bugün hangi küçük adımı atacaksın?
Sesli Özet Dinle 3.4. Sesli özet -Hayatının_Kaptan_Sen_Ol__Gençler_İçin_Stratejik_Düşünme
Video Özet İzle
BİLSEK GENÇLİK KULÜBÜ sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.




