Halk Şiirinde Neoklasik Bir Nefes: Abdurrahim Karakoç

Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği “Yalnız Ardıç Söyleşileri”, Ekim ayı kültür sanat sezonunda Türk edebiyatının gür sesli şairi Abdurrahim Karakoç’u ağırladı. Eğitimci yazar Ramazan Avcı’nın derinlikli edebi analizleriyle zenginleşen program, sıradan bir anma etkinliğinin ötesine geçerek Karakoç’un sanatına tutulan güçlü bir ışığa dönüştü.
10 Ekim 2026 Cumartesi günü saat 14.00’te Türkiye Diyanet Vakfı Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa Kahramanmaraşlı edebiyatseverler yoğun ilgi gösterdi. Moderatörlüğünü Erdoğan Aydoğan’ın üstlendiği söyleşide, eğitimci yazar Ramazan Avcı konuşmacı olarak yer aldı. Etkinlikte, usta şair Abdurrahim Karakoç salt hayat hikayesiyle değil; poetikası, özgün edebi duruşu ve sarsılmaz dava adamı kimliğiyle tahlil edildi.
Geleneği Yeniden İnşa Eden “Neoklasik” Şair
Söyleşide, yazar Ramazan Avcı’nın edebiyat tarihçiliğine sunduğu en dikkat çekici tahlillerden biri, Abdurrahim Karakoç’u halk şiiri geleneği içinde “neoklasik” bir şair olarak konumlandırması oldu. Avcı, Karakoç’un yüzyıllara sâri halk şiiri geleneğini salt tekrar etmediğinin altını çizerek; tıpkı Yahya Kemal’in divan şiirine yaptığı gibi, Karakoç’un da hece şiirini adeta ayağa kaldırdığını, ona çağdaş bir ruh ve yeni bir nefes kazandırdığını belirtti.
Beş Ciltlik Gerdanlık Serisi
Özellikle beş ciltlik “Gerdanlık” eser serisinde Karakoç’un, edebiyatımızda pek görülmeyen, aruzla da yazılabilecek rubai tarzını andıran yepyeni formlar deneyerek toplumsal çürümeyi cerrah hassasiyetiyle masaya yatırdığı vurgulandı.
Coşkun Bir Tabiat ve Kızıl Elma’ya Uzanan Gurbet
Ramazan Avcı’nın aktarımıyla Karakoç şiirinde tabiat, melankolik ve pasif bir dekor değildir; aksine coşkun akan pınarlar, başı dik dağlar ve isyankar karakterinin yansımasıdır. Aynı şekilde usta şairde “gurbet” kavramı bireysel bir sızı olmaktan çıkmış; Karabağ, Çeçenistan, Filistin gibi Türk-İslam coğrafyasındaki esir yurtların acısına dönüşmüştür.
Eyleme Dönüşen Bir Dava Adamı
Erdoğan Aydoğan’ın başarılı moderatörlüğünde derinleşen sohbette, programın en vurucu noktası Karakoç’un “dava adamı” kimliğiydi. Zulmün karşısında kalemiyle eylem yapan şairin Türk gençliğine pasif bir iyiliği değil, kötülükle aktif mücadeleyi öğütlediği belirtildi.
Mavi Yol Dergisi olarak yakından takip ettiğimiz bu kıymetli etkinlik, Kahramanmaraş’ın kültürel hafızasına ve edebiyat birikimine sunulmuş değerli bir katkı olarak kayıtlara geçti.